Güneşin sert ışıklarıyla uyandım. İlk işim kardeşim Sonny'nin yatağında olup olmadığına bakmaktı. Bunun nedeni bugünlerde tehlike içerisinde olmamızdı. Bellatrix tarafından tehdit edilmiştim. Eğer onların tarafına geçmezsem Sonny'ye acımayacağını söylemişti. Bense kötü biri değildim. Aksine Dumbledore'un Ordusu'na katılmıştım. Ama Sonny'nin hayatı söz konusu olduğu için ne yapacağımı bilemiyordum..
Sonny, çok güzeldi. Kıvırcık kestane rengi saçları ve bal rengi gözleri vardı. Anneme benziyordu. Annemi 2 yıl önce evimize yapılan bir Ölümyiyen İşgali'nde kaybetmiştik. Babamsa Sonny doğduktan 3 ay sonra görev sırasında ölmüştü. Yani 2 yıldır Sonny ve ben yalnızdık ve sonunda beklenen olmuştu. O tehlike gelmişti.
Ben bunları düşünürken bahçede bir gürültü duydum. Asamı aldığım gibi bahçeye koştum. Bellatrix, Sirius ve Karanlık Lord orada duruyordu. Bu 3'lüyle nasıl başa çıkacağımı bilemiyordum. Bellatrix bana:
"Kardeşinin kaderi senin elinde Alice." dedi sakince. Arkadan Karanlık Lord:
"Ona bir şans verdik ve o bu şansı kurtaramadı. Onu öldür Bellatrix!""Nasıl isterseniz Lordum."Bu konuşmalar yapılırken ben karşılarında dikilmiştim ve sonunda ağzımı açmayı başardım:
"Bunu yapmak istemezsin Bell." dedim ve devam ettim.
"Seninle bir düello yapmak istiyorum. Eğer kazanırsam bizi rahat bırakacasınız." Son sözümü bastırmıştım. Bellatrix kahkaha attı ve:
"Demek benimle düello yapacaksın ha? Peki ben kazanırsam ne yapacağız??"Sanki bunu bilmiyordu.
"Bana acı çektirmeyi çok sevdiğini biliyorum. Ama artık ara ver biraz!!" diye bağırdım. Bağırmama çok sinirlenmişti ve sonunda düello başlamıştı. Hiç şansım olmadığını biliyordum. Bellatrix çok iyiydi ve benden fazla büyüktü. Yaklaşık yarım saat direnebildim ve sonunda yenildim...
İçeriden çığlık sesleri geldi. Bunun olacağını biliyordum. Artık yapayalnızdım.
Sonsuza kadar!